Tuncay SAGUN - Group Sagun Yönetim Kurulu Başkanı&İstanbul İhracatçı Birlikleri Başkanı

Kobi Finans Dergisi:

Tuncay Sagun

“Artık Dümene Geçmeliyiz”

Patronlar artık, dümene geçiyor. İşlerini günlük olarak yönetiyor, tasarruf yapıyor, ama aynı dikkatle müşteriyi izliyor. Profesyonellik elbette önemli, ama şimdi, hep birlikte çalışma zamanı! Evet, talep daraldı. Ama mevcut içinde yeni talep alanları yaratmak, düşünülmemiş olan ihtiyaçları bulmak için daha fazla kafa yormak gerekiyor. Bunun için, müşteriyi daha mı çok dinleyeceksiniz? Çalışanlarınızla daha fazla bir araya gelip, fikirleri mi dinleyeceksiniz? Ürününüzü, müşterinin iş süreçleri içinde izleyip, daha farklı hangi ihtiyaçlar doğuyor, takip mi edeceksiniz? Herkesin, kendi dinamiklerine göre mutlaka özel çözümleri olacaktır. Sahaya inmeniz, iş ve üretim süreçlerinizi izlemeniz, mutlaka daha iyi yollar bulmanızı sağlayacak, çalışanlarınızın motivasyonunu da yükseltecektir. Ama bunun ötesinde, işinizi daha çok sahiplenmeniz, mutlaka müşterileriniz için fark yaratacak sonuçlar doğuracaktır…

Group Sagun Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul İhracatçı Birlikleri Başkanı Tuncay Sagun, KobiFinans Dergisi’nin Ekim-Kasım-Aralık 2009 sayısında yer alan özel röportajında yeni iş dünyasını, lider modelini ve işadamını anlattı.

İçinde bulunduğumuz dönemi, bir işadamı olarak siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

İyi bir kaptan, fırtınalı bir havada geminin su almaması için, tayfalarına ambar kapaklarını hemen kapatmalarını söyler. Çünkü dalgalar arka arkaya gelince, güvertede bir şey bırakmaz. Sonra ikinci kaptan olur, dümene geçer ve fırtınaya göre gemisine yön verir. Bana göre, patronlar da bu dönemde aynen bu şekilde davranmalı! Fırtınalı bir havadayız. İşimize bir şey olmaması için, dümene geçmeliyiz, herşeyi kendimiz idare etmeliyiz. Kendimden örnek verecek olursam, ben fazla uzağa gitmiyorum. Yaşanan bu son olaylardan sonra, şapkamı önüme aldım ve ‘Ne yapmam gerek’ diye düşündüm. Bu işi yapmaktan başka çarem var mı? Yok. Sektör değiştiremem, boş da duramam. Belirli bir giderim var, onu karşılamam lazım. O halde bu işi nasıl daha iyi yaparım? Nasıl daha iyi kontrol ederim? Eve gittiğinizde, yemek yoksa restoranı mı arıyorsunuz? Yoksa evdeki yemeklerden bir şey mi oluşturuyorsunuz? Biz elimizdeki malzemelerle nasıl yemek yapabileceğimize bakıyoruz.

Nasıl bir yol buldunuz?

En basit örneği vereyim: Akaryakıt tüke­timinden şu anda yüzde 32 tasarruf sağlıyorum. Tüm grup bünyesinde, eskiden aracı alan, bir yere gidiyordu. Aynı nok­taya 2 personelin, 2 araç ile gittiği olu­yordu. Ve her ikisi de aynı. iş yapıyordu. İdarecileri de bendim! Demek ki biz pat­ronlarda da büyük hata vardı. Şimdi, detayların içine girince, birçok konuyu toparladık... Geçmişte para kolay kazanılıyordu, şimdi öyle bir şey yok. O zaman harcamalara da pek önem verilmiyordu, "tasarruf" kelimesinin anlamını bilmiyor­duk. İşimizi iyi idare ettiğimizi sanıyor­duk ama nerede? Yokmuş öyle bir şey! Dolayısıyla patronlar şimdi şapkalarını önlerine alıp düşünecek. Nasıl daha iyi tasarruf ederiz? Nasıl daha iyi üretim ya­parız? Artık böyle bir dönemdeyiz... Az önce söylediğim gibi, kaptan her zaman dümende olacak. işin sırrı detayda saklı. Ne yazık ki birçok insan, daha kolay ol­duğu için, işini yüzeyden yönetiyor. Adı da "herşeyi delege etmek" oluyor. Neyi delege ediyorsunuz? Herşeyi bir kenara bırakıyorum. Çalışanlarınız sizi yanında görünce motive oluyor. Japonlar neden bu kadar hızlı gelişti? Birbirlerine saygı, sevgi ve bağlılık içinde, birlikte çalıştılar. Dikkat edin, müdürleri her zaman çalışanlarının yanındadır.

2010 için de aynı durum geçerli mi? Bu stratejiyi belirli bir dönem için mi düşünüyorsunuz yoksa bir çalışma ilkesi haline mi getiriyorsunuz?

Kesinlikle, böyle devam edeceğiz. Tabii ki bu dönemi geçirmek için bir tedbir aldık, kendimizi koruyoruz. Ama bundan sonra kar marjlarımız eskisi kadar yüksek olmayacak. Dolayısıyla bu modeli sonraki ha­yatımızda da uygulayacağız.

Bu yıl işinize odaklandınız. Peki, bundan sonra gündeminizde iç işler ve idare, dış işlerden daha önemli mi olacak?

Beni yanlış anlamayın, ben dış işlerden, diğer sorumluluklarımdan koptuğumu söylemiyorum. Elbette, onlar da aynı şe­kilde devam ediyor. Ama içerideki işlere de zaman ayırıyorum, bu çok önemli! Varlığımı daha çok hissettiriyorum. Bilakis, böyle bir dönemde dışarıya daha fazla gitmeliyiz, özellik­le ihracatta yeni pazarlara, gelişmekte olan ülkelere açılmalıyız. Avrupa pazarı kötü bir yara aldı. Bu nedenle gelişmekte olan pazarlara açıl­mak gerek.

Söz yeni pazarlardan açılmışken, Afrika, iran, Uzak Doğu gibi bölgeler artık daha fazla telaffuz ediliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu bölgelere odaklanmak, Türk şirketleri için yararlı olur mu?

Bugün genel sekreterim geldi. Bana tele­fonda söylediği şuydu: "inanılmaz işler yaptık. Ama biz, diğer pazarları ihmal et­mişiz. Avrupa'nın rehavetine kapılmışız." Ben her zaman, Türk insanının yaratıcılığına ve zekasına inanırım. Biz bu bölgeler­de kendimize yeni pazarlar bulabiliriz.

Peki, mevcut ürünlerimizle mi yoksa daha yerel ihtiyaçlara odaklanarak mı? Hangisi doğru yol?

Başlamak bitirmenin yarısıdır. Öncelikle işine sarılacaksın, gerisi gelecektir.

Sizin de öyle mi oldu?

Evet, ama biraz da cesaret ve kararlılık la­zım. İş hayatında her şeye 'Yüzde 100 programlı olsun' diye bakarsan, biraz geri kalırsın. Risk almak gerekiyor.

İçinde bulunduğumuz dönemde, potansiyel gördüğünüz iş alanları, sektörler var mı?

Gıda! İnsan var olduğu sürece tüketilecek! Giyinmeyebilir, arabasını değiştirmeyebilir ama yemek yemek zorunda. Ben o nedenle her zaman, en başa bu sektörü yazıyorum.

Peki, gıdanın hangi tarafı? Hiç ayrım yok mu?

Hepsi. İnsan­lar bence bu dönemden sonra kendile­rine şunu sormalı: Ben hangisinde iyiyim? İşini bilecek, bildiği işi yapacak. Atalarımız 'Çıraklığını yapmadığın işin ustalığını yapmayacak­sın' demiş. Dolayısıyla hepimiz iyi oldu­ğumuz işi yapmalıyız.

Bir dönem entegre işler çok modaydı...

Yanlış. Farkındaysanız hepsi zarar etti.

KOBİ'ler ihracata başlamak ve ilerlemek için kılavuzluğa ihtiyaç duyuyor. Çok temel konularda ihtiyaçları oluyor. Bu ko­nuda ne yapmalarını önerirsiniz?

Biz ihracatçı birlikleri olarak çok güzel destekler veriyoruz. Daha da önemlisi seminerler, eğitimler düzenliyoruz. Bu ko­nuda uzman personel yetiştiriyoruz. Ge­len tüm ihtiyaçlara cevap veriyoruz. Bize danışmalarını öneririm.