Kobi Finans Dergisi:

“Sektörün Vergi Avantajlarına İhtiyacı Var”
Son 5 yılda parlak bir çıkış yaptıktan sonra, sektörde artan oyuncu sayısı ile rekabet şartları ağırlaşan inşaat sektörü, krizin etkisi ile zor bir döneme girdi. Özelikle konutta düşen talep, projelerde etkisini gösterdi. Sektör temsilcileri, satışları canlandırmak için pazarlama kanallarına yüklenirken, kimi tüketiciler, fiyatların düşmesini bekleyerek dönemin avantajlarından yararlanmaya çalıştı.
Peki, ya bundan sonra ne olacak? Beklenen canlanma yaşanacak mı? İnşaat Malzemecileri Sanayicileri Derneği (İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, KobiFinans Dergisi’nin Ekim-Kasım-Aralık 2009 sayısında yer alan özel röportajında sektörün geleceğini değerlendirdi.
2010 için, sektör açısından öngörüleriniz nedir?
Türkiye, esasen 1994 krizinden bu yana, reel sektörün bir türlü ön plana çıkamadığı ve ekonominin genel performansının “kur-faiz-borsa” üçgeni üzerinden ölçüldüğü sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Küresel kriz, nasıl ki uluslararası finans kesimi açısından denetim ve gözetim yetersizliğinin nelere mal olacağı konusunda önemli bir kırılma noktası oldu; Türk ekonomisi açısından da, üretimin ve reel sektörün yeniden hak ettiği ölçüde öncelik kazanması açısından bir kırılma noktası olması gerekir. Dünyanın önde gelen ekonomilerinde, aşırı şiştikleri ifade edilen varlık fiyatları, konut ve hisse senedi fiyatları, bir balon etkisine maruz kalmaları yönünden eleştiriliyordu. Bu fiyatların yeniden ölçüsüz bir yükseliş trendine girip girmeyecekleri, küresel yatırımcıların krizden gereken dersi çıkarıp çıkarmadıkları, 2010’da anlaşılacak.
Peki ya ders alınmamış olursa?
Küresel finans piyasalarında oluşacak trend, geçmişten hiç ders çıkarılmamış olduğu izlenimini verirse ne yazık ki, orta vadede dünya ekonomisinin ağır bir krizle daha karşılaşması ihtimali yükselecek. Ancak, dünya ekonomisine yön veren ülkelerin hükümetleri, küresel krizden gereken sonuçları çıkarmış olarak, bankacılık ve sermaye piyasası alanına ciddi düzenlemeler getireceklerini hissettiriyor. Bu nedenle, üretim maliyetlerini tehdit etmemesi açısından, hammadde ve emtia fiyatlarında da büyük çaplı spekülasyonları engelleyecek düzenlemeler yapılacak. Metal fiyatlarının, petrol ve benzeri enerji türevlerinin fiyatlarının aşırı yükseldiği ve dünya ölçeğinde maliyet enflasyonu baskısının oluştuğu zor bir dönem geçirildi. Bu nedenle, dünya ekonomisinde üretimin önünü açacak, üretim maliyetlerindeki artışların kontrol edilebildiği yeni bir ekonomik yapılanmadan söz ediliyor. G-7 ve G-20 zirveleri sonrasında, bu beklentilerin ne ölçüde hayata geçtiğini birlikte göreceğiz. Ancak, hiç şüphesiz, küresel finans sistemi yeniden yapılandırılırken, bir dönem kredi imkanlarında bir daralma veya yavaşlama gözlenecek. Bu nedenle, dünya ekonomisinde küresel üretim ve ticaret beklendiği ölçüde hızlı toparlanamayabilir.
Konuyu sektörünüze yöneltirsek, beklentiniz ne yönde?
Küresel finans sistemi yeniden yapılandırılırken, dünyanın önde gelen bankalarına çeki düzen verilirken, dünya bankacılık sistemin bireysel ve kurumsal müşterilerini fonlama, yani kredi imkanları bir miktar daralacak. Bu nedenle, özellikle banka kredileri aracılığı ile iç talebi, tüketimi finanse etmeye alışmış ekonomilerde, örneğin ABD'de talebe dayalı ekonomik canlanma zaman alacak. Bunun yanında, küresel çapta Ar-Ge ve inovasyon yatırımları ve harcamaları istendiği ölçüde kaynak bulamayacak. Türkiye gibi son dönemde iç tasarruflarını bir ölçüde ihmal etmiş, cari açık ve bütçe açığı veren ekonomiler, uluslararası finans sisteminden veya diğer ülkelerden elde ettikleri kaynakla ekonomilerini büyütmeye alıştıklarından, 2011 sonuna kadar zorluk yaşayacak. Buna karşılık, başta Çin, Japonya ve Almanya gibi yüksek tasarruf birikimi ve kabiliyeti olan ülkeler, ellerindeki yerel fon ve kaynakları kendi reel sektör şirketleri veya Ar-Ge şirketleri için seferber edecek.
Sektörün canlanması adına atılan adımlar var mı?
Hükümetin, ekonomi yönetiminin KDV ve ÖTV oranlarını indirmesiyle birlikte, özellikle Nisan-Haziran döneminde gözlenen iç talepteki kıpırdanma, 16 Haziran'dan itibaren, söz konusu vergi avantajlarının kademeli olarak azaltılması kararı sonrasında, yeniden yavaşlama sürecine girdi. Bu nedenle, ekonomi yönetiminin son kararını yeniden gözden geçirmesi yararlı olacaktır diye düşünüyoruz.
Nitekim inşaat sektörü olarak, Hükümeti, maliye bürokrasisini, hem inşaat malzemelerinde uygulanan KDV'nin yüksek olduğuna ikna etmeye çalışıyoruz, hem de konuta uygulanan KDV oranlarına kademeli bir yeni düzenleme talebini yineliyoruz. Orta ve üst gelir grubuna hitap eden tüketim mallarına uygulanan yüzde 18 düzeyindeki KDV oranının, ülke ekonomisi için en kritik önemdeki inşaat sektöründe girdi olarak kullanılan inşaat malzemelerine de aynı ölçüde uygulanması, gözden geçirilmesi gereken bir husus. Merkez Bankası'nın gerçekleştirdiği ve çok yerinde bulduğumuz politika faiz indirimleri ise, yakın ve orta vadede konut kredisi faiz oranlarına yansımasını beklediğimiz önemli bir süreç. Bu nedenle, yılın son çeyreğinden itibaren konut sektöründe hareketlenmenin hız kazanacağını umut ediyoruz. Böylece, 2010 yılında konut alanındaki projeler yeniden hız kazanacaktır. Ancak, alışveriş merkezi ve benzeri ticari gayrimenkul projelerinde canlanma için 2010 yılının ikinci yarısını beklememiz gerekecek. Bu noktada, Hükümetin en azından 2010 yılının ilk yarısı sonuna kadar altyapı yatırımlarını sürdürerek, inşaat sektörüne yatırım katkısını sürdürmesi yerinde olacaktır.
Sizce, 2010 nasıl geçer?
Küresel kriz sonrası toparlanmanın yavaş olacağı bir yıl geçireceğiz. Dünya ve Türk ekonomisinde tam anlamıyla toparlanma 2010 yılının ikinci yarısında kendisini hissettirecektir. Başta ABD, İngiltere ve İspanya olmak üzere, gelişmiş ekonomilerin çoğunda konut, hisse senedi gibi varlık değerleri ve fiyatları ciddi gerileme gösterdi. Yatırımcılar ciddi moral kaybı yaşadı. Bu nedenle, 2010 yılının ikinci yarısında kayıplarının belirli bir bölümünü telafi edilmiş olacak. Orta ve üst gelir grubundaki tüketicilerin daha fazla moral kazanacakları söylenebilir. Türkiye'de ise, belirli standarttaki konut projelerinde fiyatların gerilemediğine şahit olduk. Yani, orta ve üst gelir grubunun varlıklarında, servetinde kritik ölçüde bir gerileme, değer kaybı oluşmadı. Ayrıca, halkın bankalardaki TL mevduatı krize rağmen artışını sürdürdü. Dünya ekonomisindeki toparlanma hız kazandığında, Türkiye'nin ihracat hacmi yeniden 10 milyar dolar ve üzerine çıktığında, belirli standartlardaki konut projeleri de hareketlenme gösterecektir.
Peki, bu arada siz bu dönemi daha iyi geçirmek adına neler yapıyorsunuz?
İnşaat sektörü olarak, inşaat malzemesinde komşu ülkelere ihracatı arttırma gayretindeyiz. AB'ye ihracat bir süre daha düşük seyredecek. Yurtiçinde özel sektör inşaat yatırımları durma noktasına geldiğinden, bireysel tüketicinin tadilat ihtiyacına yönelik organizasyonlar, kampanyalar ağırlık kazanacak. Bankalar da, bu tür tadilat, tamirat bazlı tüketici kredilerine ağırlık veriyor. Ayrıca, İMSAD bünyesinde enerji verimliliği odaklı olarak, kaliteli inşaat malzemesi kullanımının arttırılması için tanıtım ve organizasyonlarımızı arttıracağız. İç talep ve ihracat hacmine bağlı olarak, 2010 yılında kapasite artırımına yönelik kararlan, yeni yatırım kararlarını gözden geçireceğiz. 2009 yılının ilk çeyreğinde dibi gördük, ikinci çeyrekte ise dipten yukarı doğru bir çıkış söz konusu. Ancak inşaat sektörünün bu yılı eksi büyümeyle tamamlayacağı yönünde bir tablo ile karşı karşıyayız. 2005-2006 yıllarındaki büyüme rakamlarının yakalanması ve sektörün o seviyelere gelebilmesi için 3-4 yıl geçmesi gerekiyor.
Canlanma nerelerde başlar?
İnşaat malzemesi alanında, hareketlilik bireysel müşteri düzeyinde, tamirat ve tadilat boyutunda kendisini gösterecek. Kamu alt yapı yatırımlarının devamına bağlı olarak, yine bir hareketlilik beklenebilir. Ancak, fabrika, alışveriş veya iş merkezi boyutundaki ticari gayrimenkul yatırımlarında hareketlenme 2010 yılı sonunu bulacaktır. Petrol ve altın fiyatlarındaki toparlanmanın devam etmesi halinde, Rusya ve Körfez ülkelerinde inşaat yatırımları da yeniden hareket kazanacaktır. Bu nedenle, Balkanlar, Karadeniz coğrafyası, Kafkasya, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Körfez bölgesinde ihracat imkanlarını zorlayacağız. İnşaat malzemesi alanı iç piyasadan çok, dış talep bazlı küçük çaplı bir canlanma yakalayabilir.