Kobi Finans Dergisi:

Leasing Sektöründe Ürünler Çeşitlenecek
1990’da kurulan Finans Leasing sektörün en büyük 3 şirketinden biri. Geride bıraktığı 19 yılda pek çok ilke imza attı. Alt limit uygulamasını kaldırarak KOBİ’lerin yatırımlarını leasingle finanse etmelerini sağladı. Anadolu’da şubeleşmeyi başlatan ilk leasing şirketi oldu. KOBİ’lerin ihtiyaçlarını yerinde analiz etti. Kalıplaşmış programlar ve projeler yerine sektöre ve işletmeye özel kredilendirmelere imza attı. Müşterilerini kontratlardan ibaret süreçler olarak değil birer iş ortağı olarak değerlendirdi. Hizmet verdiği her şirkete danışmanlık verdi. 2000’lerin başında henüz leasing sektöründe IT anlayışı yerleşmemişken güçlü bilişim teknolojileri altyapısı ile gereksiz dokümantasyon ve bürokrasiyi ortadan kaldırarak yakaladığı maliyet avantajıyla rakiplerine fark attı. 2007’yi rakiplerinden pazar payı alarak ve sektör ciro sıralamasında bir sonraki rakibinden 100 milyon dolar daha yüksek ciro yaparak kapattı.
Finans Leasing’in Genel Müdürü Murat Alacakaptan’la şirketin başarı stratejilerine, KOBİ’leri yakından ilgilendiren ve KDV oranındaki ani yükseliş nedeniyle aylardır konuşulan leasing sektörünün dinamiklerine ve pazarın büyüme potansiyeline dair keyifli bir söyleşi yaptık.
Finans Leasing’in sektördeki konumundan bahseder misiniz?
Leasing sektörünün ilk kurulan şirketlerinden biriyiz. 1990’dan beri yatırımların finansmanında aktif rol oynuyoruz. 2006 yılından bu yana ciro büyüklüğünde sektörde 3. sıradayız. 2007 yılı sonu itibariyle toplam 873 milyon dolarlık yatırım finanse ettik. Bu rakamın 711 milyon dolarlık bölümünün satın alması 2007 içinde tamamlandı. Son 5 yılda, dolar bazında yıllık ortalama yüzde 60’ın üzerinde bir büyüme gösterdik. 2002 yılında yüzde 4,7 olan pazar payımız 2007 sonu itibariyle yüzde 8,7’ye ulaştı. 2006’da 6.000 olan müşteri sayımız 2007’de 8.900’e, 3.700 olan sözleşme sayımız ise 4.900’e yükseldi. Önceki yıllarda 100.000 dolar’ın altında gerçekleşen ortalama sözleşme büyüklüğümüz de 2007’de 180.000 dolara ulaştı. Finans Leasing olarak sağlam adımlarla ilerliyor ve büyüyoruz.
Büyümenizin ardındaki temel stratejiler nelerdir? Bu çerçevede KOBİ’lere özel uygulamalarınızı detaylandırır mısınız?
Finans Leasing olarak 2002’den bu yana KOBİ’lere en yakın leasing şirketi olmayı başardık. Bu başarıda o yıllarda rakiplerimiz tarafından uygulanan alt limit uygulamasını kaldırmış olmamız çok etkili oldu. Bu sayede birçok küçük ölçekli şirket yatırımlarını leasing yoluyla finanse etme imkanı buldu. Alt limit uygulamayarak finanse ettiğimiz küçük ölçekli firmalar bugün orta ölçekli firma büyüklüğüne ulaştı. Biz onların yatırımlarını finanse etmeye devam ediyoruz. Yani KOBİ’lerimizle birlikte büyüyoruz.
Bu süreçte KOBİ’leri çok iyi analiz ettik. Farklı sektörle uygun kredi paketleri oluşturduk ve söz konusu sektörlere uygun yatırım kolaylıkları sağladık. Düşük ödemeli ve ödemesiz dönemli, mevsimsel dalgalanmalı, dönem sonunda balon ödemeli, uzun vadeli ve değişken faizli ödeme planlarıyla her sektörde ihtiyaca yönelik imkanlar yarattık. İş makinesi ve tarım makineleri kampanyalarıyla, yöresel kampanyalarla ve proje değerlendirmesini esas alan kredilendirme süreçleriyle her KOBİ’nin kendine uygun yatırım yönetimini bulmasına yardımcı olduk. Örneğin, tarım sektöründe sadece peşinat ile finansman sağlayarak bir ilki başlattık. Kendimizi hiçbir zaman KOBİ’lere sadece kredi sağlayan bir kuruluş olarak görmedik. Aynı zamanda bir yatırım danışmanı olarak çalıştık. Yaptığımız kredi incelemeleri ve proje değerlendirmeleri sonucunda ortaya koyduğumuz tavsiyeler sonucunda yatırım projelerini revize eden müşterilerimiz oldu. Biz aynı zamanda bu sektörde Anadolu’da şubeleşmeyi başlatan ilk şirket olmanın da avantajını taşıyoruz. Halihazırda 18’i Anadolu’da toplam 24 satış noktası ile en yaygın hizmet ağına sahip leasing şirketiyiz. Ayrıca AHL serbest bölgede faaliyet gösteren tek leasing şirketiyiz.
KDV oranlarındaki yükseliş büyük yankı uyandırdı. Sizin bu artışa ilişkin değerlendirmeleriniz nelerdir?
Dünyadaki örneklerine baktığımızda, leasingde KDV oranının normal satın alma ve banka kredisinden farklı olmadığını görüyoruz. Avrupa ülkelerinde de KDV oranı yüzde 19’larda. Bu ülkelerde leasing, özel sektör yatırımlarından Türkiye’dekinden daha fazla pay alıyor. Türkiye’de yatırımcıların sadece KDV avantajı yüzünden leasing yaptıklarına dair bir kanı oluştu. Oysa leasingin pek çok avantajı var. Yatırım teşvik belgesi kapsamında makine ekipman alan firmalar KDV oranı 0 olmasına rağmen leasing kullanmayı tercih ediyor. Leasing bugün gelinen durumda, faturalı çalışan ve her ay KDV ödeyen firmalar için belirli vadeler ve peşinat oranları ile eskisine göre daha ucuz hale geldi. KDV alacaklısı olan firmalar için bile leasing halen banka kredisinden daha uygun bir alternatiftir. 2003 yılında leasingin gider yazma avantajı kaldırıldığında sadece bu nedenle leasingi tercih eden firmalar leasing’den uzaklaştı. Bizler de daha çok KOBİ’lere yönlendik ve KOBİ’ler yatırımlarını leasing yoluyla yapma avantajını yakaladı. Bundan sonra da kayıt altında çalışan firmalar leasing yapmaya devam edecek, kayıt dışı olan şirketler de mecburen kayıt altına girecekler ki bunun ekonomi için olumlu etkisinden söz etmeye gerek yok.
KDV artışı kararıyla birlikte sektörün kendi içinde bulduğu hareketli gündemi ise şöyle yorumlamak gerekiyor. Değişiklik çok ani yapıldı. Pek çok şirket hazırlıksız yakalandı. Dolayısıyla 2008 Ocak ayında sektörün işlem hacmi önemli ölçüde azaldı. Ancak ben bu durumun geçici olduğunu düşünüyorum. Aniden gelen değişikliğe gösterilmiş bir tepkiydi. Şubat ayında taleplerde gördüğümüz artış piyasanın bu şoku atlattığını gösteriyor. Bu noktada bizlere de önemli görevler düşüyor. Müşterilere ve satıcı firmalara yoğun ziyaretler yapıp yeni uygulamayı anlatarak yaşanan bu ani değişikliği sağlıklı bir geçiş süreciyle özümsenmesine önayak olmalıyız.
BDDK’nın yasalaşması beklenen kanun tasarısının sektörü büyüteceği öngörülüyor. Bu konuya ilişkin yorumlarınız nelerdir?
Mevcut kanunun günümüz koşullarında yetersiz kaldığı ortada. Ancak BDDK’nın kısa sürede kanunlaşması beklenen yeni tasarısının, sektörün daha çok ürün sunmasını ve hacmini genişletmesini sağlayacağına inanıyoruz. Bu kapsamda, operasyonel kiralamaya yönelik adımlar atılacak, kiralanacak malların detay tanımları yapılacak, satış ve geriye kiralama işlemleri yasal hale gelecek, bilgisayar yazılımı leasingi yapılabilecek. Leasing firmaları İpoteğe Dayalı Konut Finansmanı Kanunu dahilinde alacağı lisanlarla Mortgage Kredisi verebilecek. Tüm bu gelişmeler sektörün önü açacak daha büyük ciro ve hacimlere ulaşılmasını sağlayacaktır.
Bu noktada operasyonel leasing’den biraz daha fazla bahsetmek istiyorum. Halihazırda Türkiye’de leasingin “finansal kiralama” türü uygulanıyor. Finansal kiralama, bir yatırım malının belli bir süre için kiralanması ve vade sonunda kiralanan malın mülkiyetinin, kiracıya devrini içeren ucu kapalı bir sözleşmedir. Operasyonel kiralama ile bu zorunluluk ortadan kalkacak. Daha kısa süreli ve malın mülkiyet devrini içermeyen sözleşmeler düzenlenebilecek. Bir örnek verelim: X inşaat firması, 18 ay süre ile yeni bir yol projesi almış olsun. Firmanın sadece bu projede çalıştıracağı ve daha sonra bir daha kullanmayacağı iş makinesi ve kamyona ihtiyacı olduğunu farz edelim. Şirket oprasyonel kiralama sayesinde, bu araçları kiralayacak ve süre sonunda önceden belirlenmiş olan balon ödemeyi yaparak malların mülkiyetini üzerine alabilecek. Ya da dilerse leasing firmasına iade edebilecek. Leasing firması da bu araçları ekonomik ömürleri süresince başka firmalara kiralamaya devam edecek. Bu anlamda operasyonel kiralama, adi kiralamayı pek çok mal grubunda bir finansman yöntemi haline getirecek. Yurt dışında leasing sektörünün ortalama yüzde 50’si operasyonel leasing ile yapılıyor. Finans Leasing olarak satıcı firmalarla şimdiden operasyonel kiralamanın altyapısı konusunda çalışmalara başladık.