Kürşad TÜZMEN - Devlet Bakanı

Kobi Finans Dergisi:

Kürşat Tüzmen

İşinize Odaklanın, Bürokrasiyi Biz Çözeriz

“…2003’ te ulaştığımız rakamlar büyük bir başarı. Ama bu başarı hiç kimseye miras bırakılamaz. Şimdi daha zoru var. Sporcularımız bilir, bir rekor kırarsınız, ondan sonra o rekoru yenilemek, daha iyisini yapmak zorlaşır.”

Türkiye, 2003 yılını hedefleri aşarak 47.9 milyar dolarlık ihracatla kapatırken ‘bugüne kadar gerçekleşmiş en yüksek rakamla’ da rekor kırdı. 2004-2006 dönemi için ortaya konulan ‘İhracat Stratejik Planı’ uyarınca 2006 sonu için 75 milyar dolarlık bir ihracat performansı hedefleniyor. Cumhuriyet’in 100’üncü yılı için ortaya koyulan hedef ise 500 milyar dolar.

2004 programındaki ihracat hedefinini ise 51.5 milyar dolar olarak açıklayan Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, bu sayıda KobiFinans’ın konuğu. Tüzmen, ihracatta ‘yakalanması zorunlu ve kesin’ olarak tanımladığı ‘zor hedefleri’, bu hedefi yakalamak için izlenecek politikayı ve bu politikada KOBİ’lerin konumunu anlattı.

İhracat 2004 yılında nasıl bir seyir izleyecek? Bu yıl da hedefler aşılabilir mi?

Rakamlara baktığımızda 2004’ün ilk beş ayında ihracatın 24 milyar doları geçtiğini, geçen yılın aynı dönemine göre artış oranının yüzde 34.5 olduğunu görüyoruz. Artık 2004 için ortaya konulan 51.5 milyar dolar düzeyindeki resmi ihracat hedefinin aşılacağı anlaşılıyor. En az 55 milyar dolar düzeyinde olacağı çok daha gerçekçi bir öngörü. Evet, 2003’de ulaştığımız rakamlar büyük bir başarı. Ama bu başarı hiç kimseye miras olarak bırakılamaz. Şimdi daha zoru var. Sporcularımız bilir, bir rekor kırarsınız, ondan sonra o rekoru yenilemek, daha iyisini yapmak zorlaşır. Bunun için sürdürebilir ihracat artışını sağlayacak bir yapı oluşturulması gerekiyor ve biz de bu yönde çalışıyoruz. İhracatçılarımız bu yıl öncelikle 50 milyar dolarlık psikolojik barajı aşmak ve 55 milyar doları geçmek için çalışmak zorunda. Bu noktada biz ihracatçılardan sadece işlerine odaklanmalarını istiyoruz. Bürokrasiyi, sıkıntıları biz hallederiz.

Türkiye ihracat konusunda önümüzdeki dönemde nasıl bir politika izleyecek?

Burada en önemli mesele yatırımların hızlanması. Türkiye’nin realiteleri de dikkate alındığında, yabancı sermaye girişinin önümüzdeki dönemde ülkemiz için hayati bir konu haline geleceği görülüyor. Birkaç yıldır küçülme eğilimi gösteren yabancı yatırımın önümüzdeki beş yıl içerisinde önemli bir canlanma trendine gireceği tahmin ediliyor. Bu durumda gelişmekte olan ülkelerin payı daha da artacaktır. Bu noktada Türkiye’nin, büyüyen pastadan ve en önemlisi de bu pastanın kremasından muhakkak daha büyük bir pay alması gerek. Krema bu bağlamda teknoloji ağırlıklı yatırımlardır; çünkü, şu an ki ürün profiliyle uzun vadede küresel rekabette çok başarılı olmamız mümkün değil. Ülkemizdeki endüstriyel trendleri – yani, katma değeri yüksek, bilgi yoğun ürünlere yoğunlaşmayı – destekleyecek önemli bir unsur da yabancı teknoloji girişi ve know-how.

Genel amacımız sürdürülebilir ihracat artışını sağlayacak ihracat yapısını oluşturmak. Bunun için de öncelikle endüstriyel yatırımın, enformasyon çağına uyum ve genel olarak yaratıcılığın teşvik edilmesi gerek. Bu ise temelde bir kaynak sorunu; çaresi de doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının hızlanması. Özellikle Aralık 2004’te yaşanacak olumlu gelişmeler, diğer bir deyişle, AB tam üyelik müzakere sürecinin somutlaşması bu anlamda bir dönüm noktası olabilir.

Türkiye’nin yeni ihracat politikasında hedef sektörler olacak mı?

Türkiye ekonomisi önemli bir dönüşüm sürecinin tam ortasında. Otomotiv, makine ve aksamları ile elektrik-elektronik sektörlerinde büyük bir hareketlilik, büyük bir artış, çok canlı bir performans dikkat çekiyor. Ayrıca, kamuoyunda pek bilinmeyen, fazla dikkat çekmeyen ürün ve ürün gruplarında da çok olumlu bir ihracat grafikleri ortaya çıkıyor. Örneğin, kuyumculuk ve mücevher alanında Türkiye son yıllarda tam bir başarı öyküsüne imza attı; bugün firmalarımız dünyada artık çok önemli tedarikçiler konumuna ulaştılar. Özetle, hedefimiz katma değeri yüksek, sofistike ürünler satabilmek. Bu açıdan başarılı olabilmek için de özellikle yeni teknoloji alanlarına yönelmek elzemdir. Bu trendlerin büyük çoğunluğu bilgi teknolojisi, komünikasyon ve biyoteknoloji bağlantılı. Ayrıca, yazılım gibi high-tech ürünler yanısıra, ülkemizde daha ‘geleneksel’ alanlarda da büyük bir gelişim potansiyeli mevcut.

Tekstil ihracatta lokomotif sektör olmaya devam edecek mi?

Sektörün ülke üretimi ve ihracatı içerisindeki payı düşüyor, bu trend devam edecek ve böyle olması da sağlıklı. Ülkenin endüstriyel üretimi ve ihracatı çeşitlendikçe geleneksel yapılar da değişiyor. Sektörün hakikaten çok büyük potansiyeli var, gelecekte de bu işlevini sürdürecek. Fakat bu yapısıyla değil. Türkiye’de tekstil-konfeksiyon sektörü, ancak ‘kalite’, ‘özgün tasarım’, ‘moda’, ‘marka’ gibi kavramları içselleştirdikçe büyüyecek, değişecek, gelişecek. Bunlar olmadıkça 2005 sonrası rekabet ortamında çok sıkıntı çekilecektir.

İhracatta yeni hedef pazar olarak gördüğünüz ülkeler var mı? Türk ihracatçısının bu ülkelere yönlendirilmesi için ne tür çalışmalar yapılacak?

Bir bürokrat olarak geliştirdiğim ve birçok engellere karşın hayata geçirebildiğim ‘Komşu ve Çevre Ülkelerle Ticaret Stratejisi’ AK Parti döneminde artık hükümet politikası haline geldi. Komşu ve çevre ülkelere yönelik ihracatımız 2003’te yüzde 44 artış göstererek 12 milyar doları geçti. Diğer bir deyişle, 2003’te komşu ve çevre ülkelere yönelik ihracatın artış oranı genel ihracat artış oranından yaklaşık yüzde 50 büyük. Yeni pazarlara yönelik arayışlarımız sürekli devam ediyor. Bu çerçevede Dış Ticaret Müsteşarlığı 2003 yılında ‘Afrika İle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi’ni (AEGS) yürürlüğe koydu. Temel amaçlarımız kıtanın dış ticaret hacminden aldığımız payı üç yıllık bir süre zarfında esaslı bir oranda arttırmak, özellikle KOBİ’lerimiz için yeni bir açılım geliştirmek. Bu engin pazar yeni ihracat imkanları sunarken, ucuz hammadde ve aramadde temini için de fırsatlar yaratıyor, özelikle müteahhitlik ve müşavirlik firmalarımız için de potansiyel arzediyor. Kara Afrika’nın en büyük ekonomileri (G.A.C. ve Nijerya) öncelikli hedeflerimiz.

AEGS’nin temel araçları, başta yüksek düzeyde düzenli bir diyaloğun sağlanması, yasal altyapının süratle tamamlanması ve bilhassa tercihli ticaret düzenlemelerinin – mümkünse Serbest Ticaret Anlaşmalarının (STA) – hayata geçirilmesi. Doğal olarak, çok boyutlu bir çalışma içerisindeyiz ve birçok farklı enstrüman kullanıyoruz.

KOBİ’ler, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin ihracat politikası içerisinde nasıl konumlandırılacak? Teşvik etmek üzere çalışmalar yapılacak mı?

İmalat sanayi ve toplam istihdam içerisinde sahip oldukları büyük paya rağmen bu şirketlerin ihracat içerisinde payı halen düşük. Bu payın arttırılması, KOBİ’lerin bu amaçla mobilize edilmesi bizim için stratejik bir hedef. Bizim en büyük amaç ve hedefimiz her KOBİ’yi ihracatçı yapmak. Maliyetler – özellikle finansman maliyetleri – bu bağlamda çok önemli. Kuşkusuz, yaşadığımız makro ekonomik gelişmeler reel faiz oranları itibariyle KOBİ’leri rahatlattı. Yine de bu kafi gelmiyor. İhracatın finansmanı bakımından anahtar öneme sahip Türk Eximbank bu çerçevede tekrar öncü rol üstlendi. Ayrıca, daha geniş ihracatçı kitlesine ulaşılması amacıyla gelişmiş sanayi altyapısına sahip olan ve ihracat potansiyeli yüksek görülen Gaziantep, Denizli ve Kayseri illerinde, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve İhracatçı Birlikleri ile işbirliği içerisinde Türk Eximbank İrtibat Büroları açılması için tüm çalışmalar tamamlandı. KOBİ’lerin diğer önemli bir sorunu bilgi eksikliği. Bu firmalarımız profesyonel, bilgili, deneyimli eleman çalıştıramıyorlar. Bilgi, tecrübe sahibi değiller, daha da kötüsü, çoğunlukla bilgiye kısa sürede nasıl ulaşacaklarını da bilmiyorlar. İşte tam bu noktada yürürlüğe koyduğumuz ‘81 İlde İhracat Seferberliği’ programı bir hayli verimli oldu.

Bakan Tüzmen’den KOBİ’lere Tavsiyeler

. Herşeyden evvel, kaynak sıkıntısının değil, çoğunlukla nakit sıkıntısının firmalar için sorun yarattığını hatırlayalım. “Birçok işletmecinin nakit akışına – yönetimine önem vermemesi felaketle sonuçlanmıştır.

· Tüm bilgiye sahip olamazsınız, hatta sadece bilgi kırıntılarına sahip olabilirsiniz ama doğru bilgiye hızla ulaşmayı mutlaka öğrenin. Dış ticaret konularında İhracatçı Birlikleri ve bunların Anadolu’daki çeşitli irtibat büroları ilk müracaat makamı olmalıdır.

· Nitelikli işgücü çok önemli. İyi bir eğitim almış, yabancı dil bilgisi ileri seviyede bir eleman firmaya çok şey kazandırabilir. Bu elemana vereceğiniz ücret ve yatıracağınız sigorta primleri olayı sizin gözünüzde çok sevimli bir hale getirmese de birkaç yıl içerisinde çok karlı çıkabilirsiniz.

· Finansal risklere – özellikle kur risklerine – dikkat edin. Çalıştığınız bankanın sunduğu finansman enstrümanlarından yararlanın, modern yöntemler hakkında bilgi sahibi olun.

· Pazar seçimi konusunda çok titiz olun, masa başında araştırma yapın, mümkün olduğu kadar çok bilgi edinin. Yerinde araştırma yapmak seyahat ücretleri nedeniyle çok pahalıdır. Eksik araştırma ise çok daha büyük maliyetlere sebep olabilir. Kendi imkanlarınızla yaptığınız araştırmaları çeşitlendirin, zenginleştirin. Bilhassa İGEME bu konuda KOBİ’lerimize pazar araştırmalarıyla yardımcı olabilecektir.

· Potansiyeli olan bir pazar seçin, ürünlerinizin bir belirgin bir avantaja sahip olduğu (fiyat, tasarım, teslim süresi) ülkeler üzerinde yoğunlaşın.

· Bilgi teknolojilerinden yararlanın. Artık hiçbir ofis PC’siz ve internet bağlantısı olmadan kalmamalı. Elektronik ticaret denilen önemli bir olgu yaşıyoruz. Bilgi teknolojilerini benimsemeniz, başarıyla kullanmanız sizleri dış pazarlarda avantajlı kılacaktır.