Hayko CEPKİN - Müzisyen

Thema Dergisi:

Hayko Cepkin

Ben kasoum! Çivisi çıkmış dünyada, çıkmış müzik yapıyorum

Hayli genç yaşına rağmen, hayatın onca anlamsız yükünü ve vahşi yüzünü sahnede yüzümüze vurmak için, alabildiğine cesur... Hatta sanki böyle bir sahneden fırlamış gibi... Bazı insanlar için, böyle bir sahneyi izlemek, çılgınca gelebilir. Ama o, rock müziğin isyankâr ritminde, hayatın ve insanın naif çizgilerini, bambaşka bir yoldan anlatıyor. Ve insanlar onu dinlerken, kendilerini onun müziğine bırakırken, ruhlarının çıplak yüzünü hemen orada, ortaya döküveriyorlar... Tüm isyanına rağmen vazgeçemediği İstanbul’da, ya da bir Anadolu turnesinde, ürkütücü makyajı, kostümleri ve bunları tamamlayan sahnesiyle binlerce insanı aynı paydada buluşturuveriyor. Ve bir şarkısı var; adı Kaos! Farklı görüntüsü, ilginç performansı ve sahne şovları ile farklı bir yolda ilerleyen Hayko Cepkin ile dünyanın, hayatın ve şahsının kaosunu konuştuk.

Kaosu müziğinize ya da fiziksel görünümünüze taşıyarak ulaşmak istediğiniz bir nokta var mı? Siz neden böyle görünmeyi tercih ediyorsunuz?

Aslında ben de, kaosun içinde, buna alışık olmayan insanları biraz eğittiğimi düşünüyorum. Bizler için konulan genel ön yargıları karşılarına koyup, bunları geri çekmeye çalışıyorum. Benim gibi bir adam televizyonlarda gözüktüğü zaman, dikkat çekiyor. Özellikle de konser zamanındaki tipim, örf ve geleneklerden uzak, klasik aile yapısından yakınından bile geçmeyen, onlar için uygun olmayan bir tema.... Ben önyargıyı ortadan kaldırıp, hayatı yeniden değerlendirsinler diye kendimi böyle yapıyor ve gösteriyorum. Saçımı yana tarayıp, düzgün kıyafetler giymeyi elbette biliyorum. Bunlarla çok rahat da edebilirim, evet. Ama ben bu şekilde de, bu adamı doğru bir biçimde anlatıp, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını göstermeye çalışıyorum. Yaptığım tek şey bu...

Kaosu müziğinize taşımanın bir şeyleri değiştirebileceğine inanıyor musunuz?

Görüntümün de, müziğimin de bir teması var. Genelde aşk şarkılarından oluşmuyor. Müziğim sorunlar, korkular üzerine kurulu. Bunları anlatmamın nedeni, hepimizin yaşadığı şeyler olduğunu göstermek. Elbette bunlar bugüne kadar da anlatılıyordu ama acayip bir adamın, müzikal açıdan farklı tarzdaki bir harmoniyle anlatması, insanları daha fazla etkileyebiliyor. Kısacası yeni bir şey yapmıyorum yorum, yalnızca anlatımın tarzını değiştirdim. Farklı görünsek ve gözüksek de, aslında aynı şeyleri anlatıyor ve yaşıyoruz.

Yani müziğiniz ve görüntünüzle bir yalanın yaşatıldığını mı gösteriyorsunuz?

Neticede seyrettiğiniz film ya da tiyatro oyunlarının hiçbiri doğru değil! Oyuncu, o anda o karaktere bürünüp oyunu oynuyor. Ben de sahneyi kuralına göre oynuyorum. Sahneyi yalnızca müzik olarak doldurmuyorum, bir oyun kurgulayıp onu da oynatıyorum. Yaptığım iş bu. O yüzden konserlerime hep ‘İyi seyirler’ diyerek başlıyorum.

Kaosu kaosla beslemiş olmuyor musunuz?

Kaos trend yaratan bir olgu aslında. Örneğin, bugün, yaptığınız bir televizyon programının içinde x kaos ortamı yaratırsanız, en çok reyting alan program haline geliyor. Yaptığınız program ortamı huzurluysa çok fazla izlenme şansınız yok. İnsanlar adrenalinden hoşlanıyor. Bunu başka tarafa yönlendirebilirsiniz. Örneğin spor yapabilirsiniz ya da sizi daha fazla heyecana sürükleyecek spor dallarını tercih edebilirsiniz. Aslında biz bunlarla fazla alakadar olamıyoruz ya da olmak istemiyoruz. Elbette bazılarının ekonomik nedenleri de vardır. Biz de bu yüzden, bedavasını yapmaya çalışıyoruz. Başlarken söylediğim gibi, çivisi çıkmış dünyada, çivisi çıkmış bir müzik yapıyorum. Ama benim müziğim, normal olarak baktığınızda, çok kolay algılanmıyor. Kendi içinde bir kaos varmış gibi gözükse de, özü farklı... İnsanlar bunu algılıyor ve seviyor. Çivisi çıkmış bir hayatı, kaotik bir ortam gibi görsek de, aslında basite indirgeyerek bakarsak, bunların içinden sıyrılabiliriz.

Kaosun parçası olmayabiliriz mi diyorsunuz?

Bunu halk için söylemiyorum. Aslında kontrol mekanizmasını ellerinde tutan insanlar için söylüyorum. Onların akıllanması gerektiğini söylüyoruz. Çünkü onlar akıllanırsa halk da akıllanır. Biz aslında sistemin başındakilere, onu yürütmeye çalışanlara ya da olayı kaosa sürükleyenlere anlatmaya çalışıyoruz. Onlar da zaten sistemi çözmüşler. Duymamak onlar için en kolay yöntem...

Ama bu kitle konserlerinize gelmiyor...

Ben zaten yaptıklarımı paylaşacağım insanlara, halka açıyorum. Yaşadığımız zorlukları paylaşıyoruz. İnsanların üzerlerinde bıraktığım etki bu. Bu konser bittiğinde deşarj olmuş ve biraz daha rahatlamış olarak evlerine dönmelerini bekliyorum. Çünkü bu, onların diğerlerine o unuttuğumuz toleransı göstermelerini sağlayacak. Doğrusu ben de konserlerimden sonra kendimi çok huzurlu, rahat ve deşarj olmuş hissediyor, bunu diğer insanların da yaşamasını sağlamak istiyorum. Onlara bu enerjiyi verdiğimi, onların da bunu doğru bir biçimde aldığını anlıyorum. Kulise gelen, sesleri kısılmış, ter içinde ve yorgun seyircilerimi görmek çok hoşuma gidiyor.

Hayko Cepkin İstanbul’da değil de, Bursa’da veya Trabzon’da doğup büyümüş olsaydı bu noktaya gelir, bu şarkı sözlerini ve besteleri yapabilir miydi? Kaosun kendisi mi onu başarılı kıldı?

İşin okulu elbette burasıydı. Tabii ki besleniyoruz ama Erzincan’da, Trabzon’da ya da Bursa’da yaşıyor olsaydık da bunların yüzde 70’ini hissediyor olurduk. Evet, İstanbul’un keşmekeşliğini bu kadar yaşamıyor olacaktık. Ve daha saf kalacaktık. Bütün Anadolu’yu defalarca dolaştım ve saçımın başımın böyle olmasından, İstanbul’da olduğumdan daha az rahatsız oldum, inanın. Anadolu’nun çok daha saf ve insancıl yönleri var. O yüzden daha çok seviyorum. Örneğin Erzincan depreminden sonra Erzincan’a gitmiştim. Yenilenmiş halini, üst üste evlerden uzak ve her şeyin düzenli bir biçimde kurulmuş olduğu Erzincan’ı görme şansım oldu. Bir şeyden ders alınmış, bir şekilde yeniden kurulmuş ve yaşanası bir yer halini almış. Erzincan’da yaşamayı isterdim ama ne yalan söyleyeyim, yalnızca 3 hafta kalabildim. Ondan uzakken, 2 haftadan sonra İstanbul sizi ‘Buraya gel’ diye çağırır ve koşa koşa dönersiniz. İstanbul il sınırına geldiğimizde de seviniyorum. Bir ruhu var İstanbul’un, çağırınca koşuyorsun.

İstanbul’u bırakıp yurtdışında yaşama planınız da yoktur...

Hayır. Ben burayı terk edemem. Avrupa’yı da dolaştım. Olmaz. Buraya alışmış bir adamın, Avrupa’da yapabilme şansı yoktur. Türkiye ve İstanbul özlemi denen şey bitmez. Buranın elektriği çok fazla, güçlü ve sizi devamlı çalıştıran bir pil gibi. Sürekli değişim var ve bu değişimde sürekli olarak birilerinden yardım almanız gerekiyor. Bu yardım sizi diyaloğa, arkadaşlığa ve iletişime sürüklüyor. Bu iletişim Avrupa’da yok. O yüzden buraya alışan adam Avrupa’da yapamaz.

Kaossuz yaşayabilir misiniz?

Kaos aslında bugün hayatımızın besin kaynağı haline geldi. Yaşamın olmazsa olmazı... Bana sordukları zaman, ilham kaynağımın bu öfke olduğunu söylüyorum. Öfkeden beslenen bir insanım ben, ancak böyle müzik yapabiliyorum. Herkes için aynı olmayabilir belki ama bana göre bu kaos ve karışık durum, hayatın sırrı. Onu hayatınıza doğru bir şekilde yerleştirebilirseniz keyif alabilirsiniz.

HAYKO CEPKİN KİMDİR?

1978 İstanbul doğumlu. Mimar Sinan Üniversitesi’nde 2 yıl şan eğitimi aldıktan sonra, Timur Selçuk Çağdaş Müzik Merkezi’nde şan, solfej ve armoni dersleri aldı ve profesyonel hayata atıldı. Müzik sektöründe kısa bir süre düzenlemeci kimliği ile yol aldıktan sonra, müzik kimliğini yansıtma zamanının geldiğini düşünerek, ilk rock albümünü 2005’te piyasaya çıkardı ve kısa sürede güçlü bir dinleyici kitlesine sahip oldu.