Anna Skare NIELSEN - Fütürist, Future Nevigator Yönetici Ortağı

Kobi Finans Dergisi:

Anna Skare Neilsen

Yaratıcı Enerji Nasıl Yükseltilir?

Olumlu enerjiye odaklanmak. Bunun için insanların yalnız işte değil, aile hayatlarında da mutlu olmaları gerekiyor."

Gelecek bilinebilir mi? İş unvanında ’fütürist" yazan Anne Skare Nielsen’ın en sık karşılaştığı sonu bu. Her seferinde verdiği yanıt ise "Biz geleceği tahmin etmiyoruz, onu yaratmaya yardım ediyoruz" oluyor. Fütürizim ve yenilikçilik konusunda çalışan Future Navigator şirketinin yönetici ortağı Nielsen’in uzmanlık alanları, "olumlu enerji, liderlik, ünün ve hizmetlerde yeni değerlerin yaratılması, etik yeni teknolojiler" diye uzayıp gidiyor. Geçtiğimiz aylarda, Management Center Türkiye (MCT) tarafından gerçekleştirilen bir zirve için Türkiye’ye gelen Nielsen’la, geleceğin "bugünde saklı" ipuçlarının peşine düştük.

Özellikle 2 konuya vurgu yapıyorsunuz: Enerji ve liderlik. Neden?

Çünkü her şeyden önce insanların yaratıcı enerjisini yükseltmeliyiz! Fikirlerden, projelerden, planlardan önce enerjiye odaklanmak gerekiyor. Bu enerjinin oluşabilmesi için ise insanların "mutlu" olması gerekiyor. Yalnızca işlerinde, yaptıklarında değil, aile yaşamlarında da mutlu olmaları gerekiyor. Bunu da liderlik ile sağlayabiliriz.

Çağımızda, insanlar iş ve sosyal yaşamın hızlı temposu nedeniyle enerjilerini toplamakta, sakin bir şekilde düşünmekte zorluk çekiyor. Bu nasıl aşılabilir?

Kaotik bir dünyada yaşadığımızı kabul etmeliyiz. Bir dönüşüm sürecinden geçiyoruz. Yaşamımızda bir gerçeklik var. Aynı zamanda bir de düşsel gerçekliğimiz var. İnsanların düşlerinde mutlu bir aile yaşamı, iyi bir kariyer olabilir. Kimse hayallerinde sigara içmez, sağlıklı beslenir, düzenli spordan vazgeçmez vb. Doğru olanı herkes bilir ama gerçekte bunların büyük çoğunluğu yoktur. Ve hayallerimizi hep yarına doğru iteriz. ’Pazartesi günü sigarayı bırakacağım’ ya da ’Diyet yapmaya başlayacağım’ deriz. Aslında tam da bu nedenle dönüşümü kaçırıyoruz. Çünkü kendi yaşamımızda yaptıklarımızın aynısını iş yaşamımızda da yapıyoruz. Bu nedenle aslında insanlara sürekli olarak bir dönüşümün içerisinde olduğumuzu ve kendimizi sürekli olarak yenilememiz gerektiğini anlatmamız gerekiyor. Sosyal yaşamımızdaki ihtiyaçlarımızın benzerleri iş yaşamımızda da gereklidir. Ne yapmaman gerektiğini bilmek muhteşem bir şeydir. Bunu da ancak kendinize sonu sorarak bulabilirsiniz. Eğer hayatınızın ellerinizin arasından istemediğiniz bir şekilde kayıp gitmesini istemiyorsanız, şu arda ne yaptığınıza ve bu yaptığınızdan mutlu olup olmadığınıza bir bakın. Ona göre, ihtiyaç duyduğunuz değişiklikleri yapın. Bahaneler üretmekten vazgeçin. Kendi yaşamınızın sorumluğunu üstlenmek zorundasınız. Her ne olursa olsun, bu sizin yaşamınız!

Peki, bunu başarmanın yolları neler?

En iyi yollardan biri birtakım ritüeller üretmektir. Dua etmek bir ritüeldir. Bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda dua edersiniz. Toplantılar da öyledir. Bir sonun ya da yeni bir dunum vardır ve toplantı yaparsınız. Size ipuçları verir. Ama bunlara da kendinizi kaptırmamalı, teslim etmemelisiniz. Toplantıdan karar almadan ve görev bölüşümü yapmadan ayrılmamalısınız.

Peki, sizce gelecekte hangi sektörler ve ürünler ön plana çıkacak, hangi niş pazarlar doğacak?

İş dünyasında dengeler ve parametreler ciddi anlamda değişiyor. "Orijinal" ürün ya da hizmetler yaratmak, rekabeti ölçmek anlamında elimizde kalan tek parametre haline geliyor. Özellikle küçük şirketler için! Küreselleşme ile her şey standart hale geliyor. Herkes aynı şeyi yer, aynı müziği dinler oldu. Aynı ya da en azından çok benzer ürünleri, Çin’de veya Afrika’da yüksek ya da düşük fiyat alternatifleriyle bulabiliyoruz artık. Dolayısıyla tüketiciler orijinal bir ününle karşılaştıklarında fiyatından çok ürüne kendilerini kaptırıyorlar. ’Vaov, gerçekten çok orijinal bir şey!’ Bunu söyletebilmek gerekiyor.

Bunu söyletmek nasıl mümkün olur?

Orijinallikte dikkat edilmesi gereken 1. kriteri; ruh, yani bir tür enerji, çekicilik, benzersizlik olarak tanımlayabiliriz. 2. kriter ise en iyi olmaktır. Bunu da kendi kendinize söyleyemezsiniz. Başkaları size ’Sen en iyisisin’ der. Şunu da vurgulamakta fayda var: Bu tür ününler insanların birbirine tavsiyesi ile yayılır. Çok kısıtlı bir tüketici kitlesine odaklanmıştır. Ve bu kitle içerisinde adım adım yayılır. Diğer insanlar, her ne kadar başka ününler önerse de onları duymazlar. Küçük şirketlerin bu anlamda çok büyük bir avantajı var. Beklenen orijinalliği yakalayabilmek onlar için çok daha kolay. Ama şirketlerin öncelikle ne yaratmak, hangi farkı ortaya koymak istediklerine karar vermeleri gerekiyor.