Kobi Finans Dergisi:

Kara Değirmeninden İhracata
Cumhuriyetin ilk yılları… Türkiye’de sanayi atılımları henüz emekleme aşamasındayken kara değirmen sahibi Halil Efendi Türkiye’nin ilk un fabrikalarından birini kurdu. Daha sonra oğlu Ümit Kavukçu bu işi biraz daha büyüterek Çorum’da un ve makarna fabrikaları açtı. İstanbul başata olmak üzere çeşitli illerde temsilcilikler açıldı. Ancak Kavukçu, kabuğuna sığmıyordu. Yalnızca iç pazarda var olmak onu tatmin etmiyordu. Yurtdışına açılmak istiyor ve bunu Çorum’da yapamayacağını da biliyordu. Avrupa sınırına yakınlığı nedeni ile Lüleburgaz’ı seçti. İlk planı bir un fabrikası satın almaktı. İlerleyen yaşına rağmen tek tek mevcut fabrikaları gezdi. Ancak hiçbiri onun hedeflediği kapasitede değildi. Sonra kendi fabrikasını kurmaya karar verdi ve 1997 yılında Kavukçu Şirketler Grubu’nun son ve en büyük halkası olan Ulaş Un ve Gıda Sanayi’nin temelleri atıldı.
Ümit Kavukçu artık hayatta değil. Ancak babasından devralıp büyüttüğü işini, kızı Cansın İnan, damadı Bünyamin İnan ve torunu Avşin Kaşıkçı, daha iyi noktalara taşımak için canla başla çalışıyor. Kısa sürede hızlı bir büyüme performansı gösteren şirket, Ar-Ge’ye yaptığı yatırımlarla da dikkat çekiyor. 40’a yakın ülkeye ihracat yapan Ulaş Un Sanayi, perakende pazarına da fonksiyonel ürünlerle girmeye hazırlanıyor.
Ulaş Un Sanayi A.Ş. yöneticilerinden Bünyamin İnan, şirketin kuruluş hikayesini şöyle anlatıyor: “Ümit Kavukçu ailenin büyüğü olarak birinci derece karar sahibiydi. Bir Anadolu sanayicisi olmasının yanı sıra yatırımcı bir ruha sahipti, yurtdışına açılmak istiyordu. Trakya’nın, Türkiye’nin buğday ambarlarından biri olması ve ihracat kapılarına yakınlığı nedeniyle bu bölgesi seçildi.” Baba Kavukçu’nun çok idealist bir yapısı olduğunu bu sebeple fabrikanın sahip olması gereken özellikler konusunda çok seçici davrandığını anlatan İnan, o dönemde satın alınmak üzere birçok fabrikanın gezildiğini ancak Kavukçu’nun ihracat hedeflerine ulaşabilecek teknolojiye sahip bir tesis bulunamadığını belirtiyor. Böylece Kavukçu arsa alıp kendi fabrikasını kurmaya karar veriyor.
Eğitimciyken Yönetici Oldu
Uygun bir arsa bulunduktan sonra hızla inşaat başlıyor. Ancak bu dönemde Ümit Kavukçu rahatsızlanıyor. Doktorları artık dinlenmesi gerektiğini söylüyor. Bu beklenmedik durum karşısında aile meclisi Kavukçu’nun kızı Cansın Kavukçu İnan’ın yönetime geçmesine karar veriyor. Böylece aslen eğitimci olan ve İstanbul Eğitim İşverenler Sendikası’nın da başkanı olan İnan, kendini fabrika inşaatı şantiyesinde buluyor. Babasının en büyük hayali olan fabrikanın tamamlanması için gece gündüz çalışıyor. Projenin tamamlanması tam 2,5 yıl sürüyor. Ancak Ümit Kavukçu, fabrikanın faaliyete geçmesinden kısa bir süre önce vefat ediyor. Bu durum ailede büyük üzüntü yaratmasına karşın, Kavukçu’nun ideallerini yaşatma isteği, herkesin işine dört elle sarılmasını sağlıyor.
İhracat Başlıyor
Trakya’dan yurtdışına ihracat gerçekleştiren ilk un üreticisinin Ulaş Un Sanayi, günlük 250-300 ton kapasiteyle çalışmaya başlıyor. Bu arada Çorum’daki fabrikaların operasyonu da buraya bağlanıyor. 2001 yılında kriz nedeniyle geri dönen müşteri çekleri bir dalgalanmaya neden olsa da kısa sürede nakit akışı tekrar kontrol altına alınıyor. Bir süre iç piyasaya çalışmaya devam eden Ulaş Un Sanayi, 2005 yılında ihracata başlıyor. Kısa sürede farklı pazarlardan talepler gelmeye başlıyor ve 2007 yılında kapasite artırımına gidiliyor. Eş zamanlı olarak şirket içerisinde profesyonel bir ihracat departmanı oluşturuluyor ve bu bölümün başına Amerika’da işletme yüksek lisansı eğitimini henüz tamamlamış olan Ümit Kavukçu’nun torunu Avşin Kaşıkçı getiriliyor. Bu gelişmenin ardından ihracat hacmi her geçen gün artıyor. Öyle ki, fabrika talebi karşılayamayınca bölgedeki diğer fabrikalara fason üretim yaptırılıyor. İnan, Ulaş’a un tedarik eden fabrikalara buğdayı kendilerinin sağladıklarını böylece üretimde kaliteden ödün vermediklerini ifade ediyor.
Unun da Çeşitleri Var
Ulaş Un Sanayi Balkan ülkeleri ile başladığı ihracatına kısa sürede yeni ülkeler ekliyor. Afrika, Ortadoğu ve Uzakdoğu’da 40’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren şirket pazarın ihtiyacı ve talebine göre un üretimi yapıyor. Çok bilinmese de unun birçok çeşidi olduğunu belirten İnan, farklı ülkelerin farklı talepleri olduğunu ve buna göre buğday karışımları kullanarak istenen özellikte un üretebildiklerini söyleyerek şöyle devam ediyor: “Örneğin, Uzakdoğu kabarmayan un istiyor. Lavaş türü ekmek yapımında kullanılıyor. Bunun yanında bisküvilik ve kendilerine has bir makarna çeşidi olan nudle’lık un talep ediliyor. Afrika ve Ortadoğu’ya ekmeklik un gönderiyoruz. Bu unları üretebilmek için de değişik özelliklere sahip buğdayları doğru ölçüde harmanlamak gerekiyor. Aksi takdirde istenen kaliteyi alamayabilirsiniz. Önemli olan uluslararası piyasalarda yarışabiliyor olmak. Bunun yolu da müşteri beklentisini anlayabilmekten ve kaliteden geçiyor.”
Ar-Ge’ye Yatırım
Ulaş Un Sanayi’nin başarısında Ar-Ge’ye verilen önemin büyük payı olduğunu ifade eden İnan, bu alandaki çalışmaları ise şöyle anlatıyor: “Ar-Ge’ye çok büyük yatırım yaptık. Şu anda 2 tane laboratuarımız var ve her aşamada numuneler üzerinden analizler gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında fabrika içinde bulunan fırınlarımızda üretim sonrası ortaya çıkan unu amacı doğrultusunda pişirerek kalitesini kontrol ediyoruz. Kalitemizi geliştirmemiz adına çok önemli veriler elde ediyoruz ve dolayısıyla ihracatımıza da olumlu yansıyor. Bu sayede 2008 yılında İstanbul İhracatçılar Birliği’ne üye olan un fabrikaları arasında birinci olduk.”
Ar-Ge faaliyetleri kapsamında yeni ürünler de geliştirdiklerini belirten, İnan bu alanda çeşitli akademisyenlerle işbirliği yaptıklarını ifade ederek şöyle devam ediyor: “Kısa süre önce ‘Çavdarlı Mix’, 7 ayrı çeşit tahıl barındıran ‘Çok Tahıllı Mix’ ve ‘Kepekli Mix’ ürünlerimizi pazara sunduk. Bu ürünleri geliştirirken bazı üniversitelerin de desteğini aldık. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Gıda Mühendisliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Doktor Orhan Dağlıoğlu danışmanlığımızı yaptı. İzmir Dokuz Eylül ve İstanbul Teknik Üniversitelerinden yönetmen hocalarımız vardı. Ürünü geliştirirken fikirlerine başvurduk. Bu üniversitelerde çeşitli testler yaptırdık. Hepsinden onay alınca 25 kilogramlık ambalajlarda pazara sunduk. Şu anda bu ürünler toptan olarak satılıyor ancak organizasyonu tamamladığımız zaman daha küçük ambalajlarla market raflarına girmeyi planlıyoruz. İlerleyen dönemde yurtdışına satışı da düşünüyoruz.”
Yeni Yatırımlar Gelecek
Ulaş Un Sanayi, ileri teknolojiyi kullanılan tesislerinde 60’ı aşkın çalışanla faaliyet gösteriyor. İhracat hedefi ile kurulan şirket, iç piyasada da önemli bir pazar payına sahip. Krizden de fazla etkilenmediklerini ifade eden İnan, dikey pazarlama yerine yatay pazarlamaya yönelerek pazarlarını korumayı başardıklarını söylüyor. Trakya ve İstanbul’da oturmuş bir pazarlama/satış teşkilatı oluşturduklarını söyleyen İnan, bu ekibin pazarın nabzını çok iyi tutabildiğini sözlerine ekliyor.
Kısa süre sonra üretim kapasitesini arttırmayı planladıklarını belirten İnan, sürekli bir yatırım hamlesi içinde olduklarını ifade ederek şunları söylüyor: “Şu anda yeni buğday silolarımızın (nemden ve yabancı maddelerden korumak için özel olarak tasarlanmış bir çeşit depo) inşaatı devam ediyor. Böylece 12 bin ton ek depolama kapasitesine sahip olacağız. Dünya çapında akredite silolar yaptırıyoruz. Bunun arkasından un silolarının kapasitesini de artıracağız. Sonrasında ise yeni bir fabrika gündemimizde… Tüm bu çalışmaların hazırlığı içindeyiz.”
İşin Başında Olmak Gerekiyor
Ulaş Un Sanayi’nin bir aile şirketi olmasına karşın kurumsallaşmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü ifade eden İnan, bunu yaparken amatör ruhlarını kaybetmemeye çalıştıklarını da söyleyerek şöyle devam ediyor: “Bir şirket ne kadar kurumsallaşsa da, büyüyüp gelişse de şirketin sahiplerinin işlerinin başında olması gerektiğine inanıyorum. Özellikle gıda gibi hassas bir alanda çalışıyorsanız bu çok daha önemli… Sonuç olarak Türkiye’deki çalışma biçimi yurtdışından çok daha farklı… Oradaki modellerin adapte edilerek uygulanması gerektiğine inanıyorum. Benim amatör yönüm oldukça kuvvetlidir. İç piyasaya bakan kişi olarak yalnızca ekrandaki görüntüye güvenerek hareket etmem. Buna piyasadan aldığım görüntüyü de ekleyip yukarıdan bakmayı tercih ederim. 2 yıl öncesine kadar İstanbul’da toptancılar piyasasının ortasındaydım. Ancak hala bağlantılarımı koruyorum. Bazı toptancılarla doğrudan iletişime geçiyorum. Bu yaklaşımı sürdürerek piyasanın havasını kokluyorum. Sanırım en güvenli yöntem de bu…”
İstekli Olanlara Kapımız Açık
Ulaş Un Sanayi 2000 yılında faaliyete geçmiş olsa da geçmişi 90 yılı aşkın bir geçmişe sahip. Samsun’daki kara değirmen ile başlayan un ticareti, önce Çorum’da bir fabrikaya sonrasında da Lüleburgaz’daki modern üretim tesisiyle devam ediyor. Yönetimde ise 3’üncü ve 4’üncü kuşak bir arada görev alıyor. İnan, şirketin bir aile şirketi olarak gelecek nesillerin katılımı ile büyümeye devam edeceğine inandığını belirterek şöyle devam ediyor: “Bizden sonra da yönetime katılacak bir nesil yetişiyor. Ailede istekli olanlara kapımız her zaman açık olacak.”