Sosyal Medya: Balon mu Gerçek mi?

Bu sayıda, arkadaşlarım KO­Bİ'ler için pazarlamada sosyal medya üzerine bir araştırma hazırlarken, son dönemde ile­tişim dünyasında tanıştığımız bir konu da canlanmış oldu: Acaba yine, şişirilmiş bir pazarlama balonu ile mi kar­şı karşıyayız? Herkes, Facebook'ta, Twit­ter'da, orada burada müthiş kampanyalar yaptığını iddia ederken, bunlar, markalara ne kadar fayda sağlıyor? Ne kadarı satışa dönüyor? Sizin tüketiciniz, orada gerçek­ten, alışveriş eğilimlerini değiştiren kam­panyalar görüyor mu? Bulsa da tıklıyor mu? Tıklarsa satın alıyor mu? Bütün bu iddialı, havalı projeler, markaların itibarına fayda yaratıyor mu? Elbette, mutlaka fay­dası var, mutlaka çok iddialı projeler yapı­lıyor. Ama son dönemde, bu işin duayen­lerine sorarsanız, birçoğu "hayalet rek­lam" olarak kalıyor. Atıl pazarlama yatırı­mı olmanın ötesine geçemiyor... Bu nok­tada, "Herkesin var, bizde de olsun" yak­laşımı geliştiren markaların, bilmedikleri bir alanda yarattıkları talebin pek de ma­sum bir etki yarattığını söyleyemeyece­ğim... Ama gelişen pazar, kurunun yanın­da yaşı da yakıyor.

İletişim danışmanlığı yaptığımız kimi müşterilerimizle birlikte, genç ve yaratıcı gençlerin bir araya gelip kurduğu yeni diji­tal ajansları dinliyoruz. Girişimcilik elbette güzel şey... Ama sanki, herkes, hani bi­rileri bir yerde bu prezantasyonları bedava dağıtmış gibi, aynı şeyleri anlatıyor da an­latıyor. Facebook kullanıcı sayısı ile başlı­yoruz, Facebook'un dünyayı nasıl değiştir­diği ile devam ediyoruz, sonra da bu plat­formda hayran grupları vb. oluşturarak, ödüllü yarışmalar düzenleyerek pazarla­ma yapmaya başlamanın faydalarını konu­şuyoruz. Jenerikleşmiş sunumlar, yorum­lar, vaatler... Her sektörde, her firma için bir çözüm var. İster vana satın, ister çiko­lata! Herkes, burada olmalı, ama niye? İşte bunun, ne yazık ki her zaman yanıtı yok. Bana kalırsa, piyasada bu işi bilen çok az şirket var. Aman dikkat, herkes dünyayı kurtarmıyor! Birkaç gün önce toplantıda, üniversite eğitimi devam eden, stajyer bir arkadaşımız, ev satmak için Facebook'u kullanmayı öneriyor, 'Kampanya yapalım' diyordu. Olabilir, üzerinde düşünmek la­zım. Ama çok iyi düşünmek lazım...

Elbette buradan, ahkam kesmek kolay... Eleştirmek de güzel de çözüm ne? Sizin yerinizde olsam, bu yazıyı okurken, içim­den bunlar geçerdi. Aslında herkes için, ortak bir doğru yok. Herkes, terzi gibi, kendisine uyan modeli seçip dikecek, ben­ce en iyi yol bu! "İşe nereden, nasıl başla­malı?' derseniz, seçtiğiniz soysal medya mecrasının hedef kitlesi ile doğrudan ke­sişen bir ürününüz olup olmadığına bak­manızı öneriyorum. Sizi netleştirecek en temel yanıta böyle ulaşacaksınız. Bu kitle kim? Ağırlıklı olarak hangi yaş grubunda? Hangi bölgelerde yaşıyor? Bu sosyal mec­rada onlara yönelik hangi uygulamalar ya­pılıyor? Ama uygulamaları incelerken de onları yüzde 100 doğru kabul etmeyin. Herkes hata yapabilir...

Kitle sizinle örtüşmüyorsa bu kanalı kul­lanmayın. Ama eğer özel bir indirim yapacaksanız, hediye kuponu verecekseniz ya da üye toplamak istiyorsanız, tamamdır, doğru yerdesiniz. Hedef özellikle genç kit­le ise hedefi 12'den vurabilirsiniz. Daha da kolayı var. Çok bileşenli uzmanlık denklemlerinden söz etmiyoruz. Hemen, siz de başlayabilirsiniz. Örneğin, Facebo­ok'a girin. Ana sayfada göreceğiniz "Face­book'a reklam verin" bölümünü tıklayın. Adım adım ilerleyerek, reklamlarınızı Fa­cebook'ta yayınlayın. Aman dikkat, çok kı­sıtlı bir alanda, cazip bir görselle en kısa ve öz, net ve davetkar mesajı vermeniz gerekiyor. Bir örnek verelim. Diyelim ki pi­yasanın çok altında fiyatla mayo satacak­sınız. İnternet sitenizden de satış yapıyor­sunuz. Harika! O zaman, o küçük reklam alanını hesaba katarak, ürününüzün en iyi görüneceği, dikkat çekeceği, merak uyan­dıracağı görseli seçin. Renkli ve canlı ol­sun, ışıldasın... Üzerine de şöyle bir slo­gan yazabilirsiniz:

“Bu yazın en şık ve ucuz mayoları XX'te 20 TL'den başlayan fiyatlarla. Alışverişe başla: www.xxx.com”

Sosyal medyada, ucuz, bedava gibi kelime­ler, tüketici için hala sihirli ve uzun bir sürede böyle devam edecek gibi görünüyor. Evet, promosyon seven bir toplumuz... Bundan faydalanmanızı öneriyorum.

Sosyal medyada pazarlamayı buradaki sı­nırlı alanda anlatmak, elbette pek kolay değil. Bu yalnızca buzdağının görünen yü­zü... Ben size bugün, riskli ve jenerik hale gelmiş örnekleri anlatmaya devam etmek istiyorum. Bu noktada, başka bir model daha dikkat çekiyor: Forum yönetimi. Ne anlama geliyor? İnternette, forum sitele­rinde vb. siz, markanız, ürünleriniz, hiz­metleriniz hakkında olumlu-olumsuz yo­rumları takip eden, bunlara, onlardan bi­riymiş gibi yanıtlar yazan, bir anlamda "online ortamda itibar yönetimi" yapılan bir hizmet türü daha var. Ama forumları dikkatlice izlerseniz, görüyorsunuz, bun­ların farkedilenlerine "fake" deniyor. Yani sahte karakterler! Çünkü yaptıkları yo­rumlar, reklam metinlerinden hallice olu­yor ve "komik" bulunuyor, dışlanıyorlar. Hatta, "forum yönetimi" yaptıkları marka­lar hakkında da yorumlar negatif hale gel­meye başlıyor. Bu noktada, masanın başı­na markanızı gizli bir şekilde temsil et­mek ve algı yönetmek için oturan kişileri de suçlamamak gerek... Çünkü bu işin, yetenek kadar, sizi ekibinizden biri kadar iyi tanımış olması ile de yakından ilişkisi var. Elbette kullandığı dil de çok önemli. Çün­kü internetin, samimi, doğal ve yakın, özel bir dili var. Bunun dışına çıktığınızda hemen yakalanıyorsunuz. Bu noktada be­nim size tavsiyem ne olabilir? Pazarlama departmanında yazı dili iyi, kalemi güçlü, genç bir ekip üyesini bu iş için görevlendi­rin. Üniversitelerde de, yaz döneminde stajını bu konuda yapmak isteyecek çok sayıda insan bulabilirsiniz. Eğer markanız ve ürünleriniz ile ilgili oryantasyonu iyi yaparsanız, içinden geldikleri bu dünya­nın diline çok rahat uyum sağlayacaklar­dır. Çok daha hızlı yol alırsınız.