Rabia Akbulut Köşe Yazıları

Rabia Akbulut

Hayatı Çözdünüz mü?

Bundan uzun bir süre önce, bir arkadaşım bana “Uyku sorunum var” dedi: “Geceleri uyuyamıyorum, sabahları ise kalkamıyorum. Ben ofise gittiğimde, gün neredeyse yarılanmış oluyor. Vicdan azabı çekiyorum. Akşama kadar, herşeyi bir arada yapmaya çalışıyorum ama yetişmiyor. Sonra dostlarım arıyor, çıkıyorum, gece de onlarla birlikteyim. Eve döndüğümde ise uykuya geçemiyorum. Doktora sordum, çocukluğumla ilgili bazı sorunlarım olabileceğini söyledi…”

O, bugünkü yaşam trendlerini, ihtiyaçları ve beklentileri, uzun yıllar önce görüp, buna göre girişim yapan, başarılı olan, yaratıcı ve özel beyinlerden biri… Ya da uzatmadan anlatayım, güçlü bir vizyona sahip olduğunu, bunu işe dönüştüren azınlıktakilerden biri olduğunu söyleyelim. Zekası ve algısı farklı işliyor, oturduğu yerde de pek duramıyor. Tek sorun, herşeyi birlikte, aynı anda istemesi… Anlayacağınız, bugünlerde çoğumuzda olan türden! O anlatırken, iç sesim araya karışıyor: “Başarılı bir kariyer, büyüyen bir iş, profesyonel bir ekip, güçlü bir sosyal hayat, bol bol seyahat, keşifler, keyif… Hepsini birlikte yapamayınca huzur dengen bozuluyor, geceleri uykuların kaçıyor. Neredeysen, aklın o anda olamadığın yerde kalıyor. Eğer sosyal hayatın, dünyanın çeşit çeşit renginin tadını çıkarmak, bunlarla beslenmek, yaşadığını hissetmek istiyorsan, aynı zamanda işin için de büyük planların olmayacak. Kabul et! Sistem işleyecek, ama onu merkeze almayacaksın, büyük hayaller kurmayacaksın. Bak, işte o zaman da huzur kendiliğinden gelecek.”

Devamını oku...

Önüm Arkam, Sağım Solum KOBİ

Türkiye’de, özellikle son yıllarda, kurumsal pazarda kiminle konuşsanız, hedef kitlesinde en önemli payın KOBİ’lerde olduğunu söylüyor… Herkes, KOBİ pazarında büyüyecek, onlara son teknoloji ürünlerini satacak, verimlilik yaratacak, hız katacak, ihracatını ithalatını kolaylaştıracak! Satışların en büyük bölümü KOBİ’lere yapılacak! En büyük karlar da KOBİ’lerden kazanılacak. Herkes, ürünlerini, kendi sektörünün jargonunun içine biraz da İngilizce sos katarak, o da yetmedi “şirket içi” kısaltmalarla, (Örnek vereyim: FTA, STD vb.) terimlerle süsleyerek, anlatıyor da anlatıyor. Televizyonda bol bol KOBİ reklamları dönüyor. KOBİ bir gün kral, bir gün çiftçi, başka bir gün kasap oluyor… Derken, at üzerinde kredi toplayan bir “beye” dönüşüveriyor.

Bu da bitmiyor, KOBİ konferansları, seminerleri, toplantıları yapılıyor. Bir toplantı odası tutuluyor, sunum yapacak biri bulunuyor, sonra neredeyse boş sandalyelere karşı, KOBİ gündemi tartışılıyor, KOBİ’ler kurtarılıyor, oradan da yemeğe geçiliyor… KOBİ’lere seslenen çok, ama ‘Ben KOBİ’yim’ diyen yok… Peki bu işten zararlı çıkan kim? Bol bütçelerle bu etkinliklere sponsor olan, ekonomik maliyetin yanı sıra, mesaisinin de önemli bir kısmını bu değerli projelere harcayan iş dünyası!

Devamını oku...

Sosyal Medya: Balon mu Gerçek mi?

Bu sayıda, arkadaşlarım KO­Bİ'ler için pazarlamada sosyal medya üzerine bir araştırma hazırlarken, son dönemde ile­tişim dünyasında tanıştığımız bir konu da canlanmış oldu: Acaba yine, şişirilmiş bir pazarlama balonu ile mi kar­şı karşıyayız? Herkes, Facebook'ta, Twit­ter'da, orada burada müthiş kampanyalar yaptığını iddia ederken, bunlar, markalara ne kadar fayda sağlıyor? Ne kadarı satışa dönüyor? Sizin tüketiciniz, orada gerçek­ten, alışveriş eğilimlerini değiştiren kam­panyalar görüyor mu? Bulsa da tıklıyor mu? Tıklarsa satın alıyor mu? Bütün bu iddialı, havalı projeler, markaların itibarına fayda yaratıyor mu? Elbette, mutlaka fay­dası var, mutlaka çok iddialı projeler yapı­lıyor. Ama son dönemde, bu işin duayen­lerine sorarsanız, birçoğu "hayalet rek­lam" olarak kalıyor. Atıl pazarlama yatırı­mı olmanın ötesine geçemiyor... Bu nok­tada, "Herkesin var, bizde de olsun" yak­laşımı geliştiren markaların, bilmedikleri bir alanda yarattıkları talebin pek de ma­sum bir etki yarattığını söyleyemeyece­ğim... Ama gelişen pazar, kurunun yanın­da yaşı da yakıyor.

Devamını oku...

Egoluyum, Egolusun, Egolu

Son zamanlarda her yerde karşı­ma çıkıyor. Ya da artık hayata farklı bir gözle bakıyorum... Ka­bul, Türkiye, turizm, tarım, ma­den cenneti bir ülke. Ama en büyük zenginliğimiz, egomuz! Biz egoyu, içten içe çok severiz, onsuz hayatımızın rengi, tadı tuzu olmaz. Yavan olur.

İşimin ve hayatımın en önemli bölümünde insan okumak var. Toplantıda karşımda oturan yönetici, iş görüşmesi yaptığım bir aday, restoranda yanımda oturan bir çift… Sesler, mimikler, kelimeler, beden hareketleri... Bunların hepsi, insanın ha­yatından, geçmişinden, bugününden, aile­sinden, hayallerinden, hırslarından, do­yumlarından ya da tatminsizliklerinden ipuçları verir. Eğer yeterince insan deneyi­miniz varsa, birkaç dakika içinde hemen parçalan birleştirir, onu çözersiniz. Bazen de bundan yorulur, çözememek, tanıya­mamak istersiniz. Bu, başka bir konu...

Devamını oku...

Bir Gün, Birini İşe Alırken

Bu yazı, işe alımda hatalar yapmış, yenilerinden uzak durmak isteyen yöneticiler için…

Küçük bir şirketken, emekleme aşamasındayken, en önemli kuraldır: İşinizin patronu, profesyoneli, satışçısı, finansçısı, pazarlamacısı, satın almacısı ve idari yöneticisi olursunuz… İş hedeflerinizi oluşturur, vizyonunuzu çizersiniz, ama aynı anda finansman yollarını da ararsınız! Kurumsallaşmaya giden yol biraz çatallı, hafif de zikzaklıdır. Bazen yamaçtan yuvarlanır, üzerinizi silkeler, yolunuza devam edersiniz. Bu yoldan çok insan geçer. Tecrübelisi çaylağı tebessümle dinlerken, onun heyecanında kendi gençliğini görür.

Devamını oku...

Biliyor musunuz?

KOBİ’lerden öğrenecek çok şey var!

…Birkaç gündür, her sabah, aynı saatte otoparka gelip, arabadan çıkmadan önce dikiz aynasının önünde aceleyle ve telaşla makyajını yapan genç kadına, hızlı hızlı yürürken sordu: “Afedersiniz Zeynep Hanım, sanırım dün öğle yemeği arasında kuaföre yetişmek için çok yoruldunuz. Bakın, 100 metre ileride, sola döndüğünüzde, çok iyi bir yer var. Biz de kendilerini tanırız, güvenebilirsiniz. İsterseniz, oraya gidebilirsiniz, fiyatları da iyidir. Böyle bir programınız olduğunda siz bana söyleyin, ben kendilerine söylerim, istediğiniz saatte hazır olsunlar.” Pazarlama departmanında çalışan kadın, hayretler içinde gülümseyerek baktı, içinden; ‘Bu adam, gerçek bir CRM ya da çapraz satış yapıyor, keşke benim ekibimde olsaydı” diye geçirdi…

Devamını oku...